Künye   |  Bize Ulaşın   |  Giriş Sayfam Yap   |  Sık Kullanılanlara Ekle
Sabahattin Talu

Düşünü-Yorum

Sabahattin Talu

sabahattintalu@gmail.com

4 Ağustos 2010
font boyutu küçülsün büyüsün


“Seksen Yıllık Sorun” Demek, Ne Demek?


          “SABAH” erken kalkan bir gazeteci “Kürt sorunu” adı verilen bu sorun için “80 yıllık sorun” dedi, aynen malum fikirdaşları gibi.

          “TARAF”ı belli olan bir kilise gazetecisi de aynı sorun için “1000 yıllık” dedi.

          Ülke yönetiminde bulunan önemli bir şahsiyet de, Kürt açılımı ile ilgili muhalefet tarafından yapılan eleştirilerine cevaben; “Ne yani, Kürtlerin 80 yıllık en temel haklarını vermeyelim mi, anadillerini konuşmasınlar mı!” demişti.

“1000 yıllık sorun” söylemini pek ciddiye almaya gerek yok, ağzı olan herkes bu konuda konuşuyor çünkü. Ancak şu “80 yıllık” ifadesini şöyle bir ele alıp, biraz açmak, biraz perdeyi aralamak, tam olarak asıl niyeti ortaya koymak gerekiyor.

          80 yıldan kast edilen, tamamen “Cumhuriyet”.

Açık ifadesi şu; “Osmanlı döneminde Kürt sorunu diye bir şey yoktu. Ne zaman Atatürk ve arkadaşları Cumhuriyeti kurdular, Kürt sorunu bu tarih itibariyle başladı. Suçlu; Cumhuriyet”.

          Bu durumda siz, Kürtçü kesimin bu konudaki iddialarını kabul etmiş oluyorsunuz. Çünkü, Kürtçü kesimin iddiası da aynen bu yönde.

Ne diyorlar; “Bu, ne bir terör sorunu, ne bir eğitim sorunu, ne bir gelişmişlik, ne de bir ekonomi sorunu. Bunu böyle görmek Kürtlere hakarettir. Cumhuriyeti Türkler ve Kürtler birlikte kurdular, ancak Kürtlere hiçbir hak verilmedi. Bugüne kadar Kürtler 28 defa TC.Devleti’ne isyan etti, baş kaldırdı. PKK, 29. İsyandır. PKK, Kürt halkının özgürlüğü için mücadele etmektedir. Bölge, Kürt coğrafyasıdır, adı Kürdistan’dır”.

          Biraz daha açalım…

          Siz, doğru olmadığı halde, Kürt sorunu denilen sorun için “80 yıllık sorun” derseniz, bakın neleri direkt olarak kabul etmiş olursunuz!

          Öncelikle, Kurtuluş savaşı öncesi ve sonrasında Kürtler ile Türklerin iki ayrı toplum, iki ayrı halk olduğu iddiasını en baştan kabul etmiş olursunuz.

          Bunu kabul ettiğiniz taktirde, Kürtlerin tarihsel süreç içerisinde TC.Devleti’ne karşı isyan hareketi içerisinde oldukları, “PKK’nın da 29. ve sonuncu Kürt isyanı olduğu” iddialarını kabul etmiş ve bir anlamda örgüte meşruiyet kazandırmış olursunuz. Bu da; “PKK’nın terörist bir örgütlenme olmadığı” anlamına gelir.

          PKK, terörist bir örgüt değilse, bu durumda 25 yıldır verilen mücadeleyi, akan kanı, verilen şehitleri boşa çıkartmış olursunuz.

          Tüm bunları kabul ediyorsanız, bu durumda Türkiye’den yönetimsel anlamda ayrı bir “Kürdistan” kurulmasına da izin vermelisiniz.

          PKK’lı tüm tutsakları, özellikle ve en başta İmralı’da bulunan Öcalan’ı serbest bırakmanız gerekir.

25 yıllık süreç içerisindeki yaşanan durumlar nedeniyle ilgili kişilere maddi-manevi tazminat ödemekle, hatta özür dilemekle yükümlü kılınırsınız.    

Eğer, bütün bu olup bitecek durumları içinize sindirebiliyorsanız, yine SABAH erken kalkmaya, yine TARAF’lı olmaya devam ediniz…

Yok sindiremiyorsanız, niyetiniz her ne olursa olsun, sırf bu niyetiniz uğruna ağzınızdan çıkanların nelere sebep olabileceğine, neye hizmet ettiğinize biraz olsun dikkat etmelisiniz…

           

 













yorumlayorum ekle




Yorumlar


  henüz yorum yok








Anket

Türkiye'nin;tek Devlet,tek Millet,tek Dil ve Tek Bayrak diye ifade edilen üniter yapısıyla ilgili herhangi bir endişeniz var mı?

  • Evet
  • Hayır
  • Kısmen
  • Fikrim yok



   [ sonuçlar için tıklayın ]